Yalnızlığın On Bir Hali

Kategori: Edebiyat Yazar: Richard Yates Yayınevi: Yüz Kitap

Yalnızlığın On Bir Hali

Tanıtım Bülteni
Amerika’nın Belki De En Hüzünlü Yazarı Yates’den Yalnızlığa On Bir BaladRichard Yates’in en ünlü öykü kitabı nihayet Türkçede! Yates savaş sonrasında, Amerikan Rüyası’nın o altın yıllarında New Yorklu sıradan insanların hayal kırıklıklarını anlatıyor: Ofis çalışanları, ikinci sınıf dergilerde didinen yazar namzetleri, savaş gazileri, ölümsüzlük arayan taksi şoförleri, kronik tüberküloz hastaları ve hayatlarındaki tatminsiz kadınlar, öğretmenlerinden utanan öğrenciler.İletişimsizlik ve yanılsama içindeki ilişkilerinde kapana kısılmış bu insanlar hayatlarının asla istedikleri gibi olmayacağının idrakiyle mutsuzlar. Zaaflar ve korkaklık yüzünden küçülen yaşamlar her öyküde karşımıza çıkıyor. Savaş sonrası Amerika’sının ışıltılı vaatlerinin kazananı olmayı bekleyen bu insanlar, gerçekleşmeyen arzularıyla birlikte donakalmış bir hüznün içinde hapisler. Richard Yates o benzersiz gözlem gücüyle hüznün, mutsuzluğun ve yalnızlığın yalın gerçekliğinde yatan hakikati yakalayıp çıkarmayı başarıyor. “Yates, Dublinliler’in New York versiyonunu yaratmış adeta.” – The New York Times “Yates, Fitzgerald ve Hemingway’le birlikte 20. Yüzyılın tartışmasız en büyük üç Amerikan yazarından biridir.” –  David Hare  “Bir Amerikalı tarafından yazılmış en iyi öykü kitabı.” – Kurt Vonnegut Richard Yates, Amerikan Rüyası’nın altın yılları 1950’leri anlattığı öykülerinde, o rüyada kendine bir yer bulamayanların sarsıcı portrelerini çiziyor. Yalnızlığın On Bir Hali, savaş sonrası New York’unun taksi şoförlerini, yazar namzetlerini, banliyöde yaşayan erkeklerini ve onların tatminsiz, ihmal edilmiş eşlerini, savaş gazilerini, ofis çalışanlarını anlatıyor. İster orta sınıf, ister bohem olsunlar, ister kentte ister banliyöde yaşasınlar, bu insanların çoğu cesaretsizlikten kaynaklanan derin bir yalnızlıktan mustarip; bu öykülerin kahramanları denememenin utancını, deneyip de başarısız olmanın hayal kırıklığına tercih ediyorlar. Richard Yates o benzersiz gözlem gücüyle hüznü ve yalnızlığı sade ve hakiki bir dille anlatmayı başarıyor. “Yates, Dublinliler’in New York versiyonunu yaratmış adeta.” The New York Times “Bir Amerikalı tarafından yazılmış en iyi öykü kitabı.”Kurt Vonnegut 
Satıcı Kitap Adı Bağlantı
Trendyol Yalnızlığın On Bir Hali Satın Al
Kitapyurdu Yalnızlığın On Bir Hali Satın Al
D&R Yalnızlığın On Bir Hali Satın Al
Idefix Yalnızlığın On Bir Hali Satın Al
BKM Kitap Yalnızlığın On Bir Hali Satın Al
Hepsiburada Yalnızlığın On Bir Hali Satın Al
Gittigidiyor Yalnızlığın On Bir Hali Satın Al
N11 Yalnızlığın On Bir Hali Satın Al
Amazon Türkiye Yalnızlığın On Bir Hali Satın Al
Kitap Adı Format Boyut Bağlantı
Yalnızlığın On Bir Hali PDF 6.23 MB İndir
Yalnızlığın On Bir Hali EPUB 6.96 MB İndir
Yalnızlığın On Bir Hali MOBİ 5.49 MB İndir
Yalnızlığın On Bir Hali ODF 5.86 MB İndir
Yalnızlığın On Bir Hali DJVU 7.32 MB İndir
Yalnızlığın On Bir Hali RAR 4.76 MB İndir
Yalnızlığın On Bir Hali ZIP 4.39 MB İndir

Sponsorlu Kitaplar

Satıcı Kitap Adı Bağlantı
BKM Kitap Sessizlik Artık Sensizlik Satın Al
Kitapyurdu Yüreğin Yorgunluk Görmesin Satın Al

Kitap Yorumları - (5 Yorum)


Rastlantılar, sevilen şeyler arasında kurulan ilişkiler, güzel olarak ne varsa hepsinin birbirini biçimlemesi, alayını seviyorum. Yates’in öykülerini de pek beğendim, yayınevine tekrardan teşekkürler.
Carver’ı etkilemiş yegane yazarlardandır Yates. Realizmi benzer; Carver sonuca bağlamak gibi bir çaba gütmeden kurgular ve karakterlerini davranışlarıyla yaratır, kapalılığını Hemingway’e de benzetiyorum ama daha çok Yates’e yakın. Yates bir sonuca ulaşır mı, ulaşır. Yalnızlığın on bir halinden bahsediyorsak on bir farklı yalnızlıkla kalmaz aslında, her öyküde tek bir yalnızlık odağa alınmışsa da bağlantılı yalnızlıklar da görünür. Dünyaların kesişme noktalarının gerginliği bu yalnızlıklara, öznenin bir başka öznede kendini bulmasının çok uzağında, nesneleşen ötekinin uyumsuzluğuna yığılır. Kısacası, diner mi sandın acılar?
On bir öykü.
Doktor Jack-o’-Lantern: Bayan Price’ın sınıfına yeni gelen çocuk hayata 8-0 geriden başladığı için, en azından eşitlik kurması için iteklenir. Vincent çocukluğunun büyük bir bölümünü yetimhanede geçirmiştir, koruyucu ailesinin de kendisine pek bir katkısı yoktur. Sosyal yeteneklerini geliştirememiştir, itilip kakılmıştır, insanlarla nasıl anlaşacağını bilemez, korkularla dolu bir dünyada serseriliğiyle ayakta kalmaya çalışır.
Anlattığı yalan bir hikâyeyle dikkatlerini çekmek istediği çocukların aşağılamalarına maruz kalır, sonrasında işi bir tık ileri götürerek okulun duvarına ağza alınmaz küfürler yazar. Öğretmeni kendisiyle konuşur, kadın bitip tükenmeyecek sevgisiyle çocuğun yanında olduğunu göstermeye çalışır. Eh, sonuçta Vincent arkadaşlarına öğretmeninin kendisini çok feci dövdüğünü anlatırken yüzlerde okunan hayranlıkla mest olur, o sırada civardan geçen Bayan Price da çocuğun nihayet arkadaş edinebildiğini düşünür ve çok mutlu bir şekilde Vincent’a selam verir. Hadi bakalım. Vincent yine dalga konusu olur, sonucunda okula dönüp çıplak bir kadın çizer, üzerine “Bayan Price” yazar. Son.
Bazen dünyaların ne yapılırsa yapılsın kesiş(e)meyeceği üzerinedir.
Her Şeyin En İyisi: Şöyle bence; yeterince sosyal bir yaşam, yaşamın sunduğu ihtimalleri görüp sezme yeteneği kazandırır ve insanın ne istediğini berraklaştırır, tabii kişi kendinden de uzaklaşmadığı müddetçe. Hassas bir denge, kurması değil de sürdürmesi zor. Mutluluk Paradoksu’nda Ziyad Marar’ın kişisel-toplumsal uyumun mutluluğu doğurması fikrine yakın.
Bu öyküde çok genç insanların bütün ihtimalleri görememekten içine düştükleri çekinceleri görürüz, evlilik arifesinde iki genç öyle gergindir ki yok yere kavgalar edilir, geçmişin mutluluk ve mutsuzluk dolu anıları hatırlanır, geleceğin bilinmezliği şimdiye akar ve öykü, birinin diğerine verdiği ertesi sabah orada olma sözüyle biter. Düğünden önce bu kadar gerginlik evliliğin rezillik olduğunu mu gösterir? Sanırım birbirlerini sevmediklerini gösterir. Bilemiyorum, yorumlamak pek doğru değil.
Jody Attı Zarları: Askerlikle alakalı bir iki öyküden biri. Aslında askeri mantığa alışma sürecini ve Çavuş Reece’in askerleriyle kurduğu ilişkiyi anlatır. Ast-üst ilişkisi, disiplin, birini sevip sevmemenin mantıklı nedenlerinin bulunması, eh.
Acı Falan Yok: Bir noktada birleşen iki nehrin ileride çatallanan kolları öyküsüdür. Nedir, evlilik iyidir ama ikiyi bire indirmez. İki yaşam büyük oranda birleşebilir, biri diğerinden ayrıksılaşmadığı ölçüde.
Kadın, sevgilisi ve iki arkadaşıyla birlikte hastaneye gelir. Sevgilisinin durmadan işleyen ellerinden kurtulur kurtulmaz hasta kocasının yanına gider. Adam yıllardır hastanededir, ciğerleri problemli olduğu için kendisine yarı ölü gözüyle bakılır. Neyse, kendilerine has zaman öldürme işlemlerinden sonra aralarına girmiş mesafenin acısıyla ağlar kadın, sonra bahçeye çıkar ve arabaya atlar. Sevgilisiyle deli gibi öpüşürler, adam göğsünü avuçlar ve hemen eve gitmeye karar verirler, bir içkiden sonra. Kadın da ikidir, bir noktada akışı ikiye bölünmüştür. Acı falan yoktur, acının üstesinden acısız bir alternatif yaşamla gelinir.
Zora Doymam: Bu son. İşinden kovulan adamın yaşamını çocukluğuyla biçimlendirme çabasıdır. Eşine işinden kovulduğunu söylememeye karar verir, çocukluğunda iyi bir oyuncu olmasıyla böbürlendiğinden yine oynayabileceğini düşünür ama kırılma anında böyle bir şey yaşanmaz, adam karısına ayvayı yediğini söyler. Yine de sabahtan akşama kadar kendisini koşullama çabaları takdire değer.
Altı öykü daha var, hepsinde bir ayrıklık ve uyuşamamanın doğurduğu yalnızlık var. Toplumla uyuşamama, eşle uyuşamama, evlatlarla uyuşamama… Bu evlatla veya babayla uyuşamama konusunda pek bir mevzu yoktur, daha çok olmasını beklerdim ama bu da iyi. Söylemeden edemem, insanın kendiyle uyuşamaması da vardır tabii. İnsan kendini kendine uyduramaz. Ben günde üç dört kez uyduramıyorum, güzel bir uğraş olmadığı için tavsiye etmiyorum.
Zevzeklik bir yana, Vonnegut Paşa’nın övdüğü, sıkı bir yazardır Yates. Diğer kitaplarını da ediniyorum bir tez.


Öyküler güzel fakat anlatım biraz yavaş olduğu için yer yer sıkabiliyor.


Yates romanlarını genelde severim ama öykü okumaya alışık olmadığımdan mıdır bilinmez, bu kitaptaki öykülerden birini her bitirdiğimde, hikayenin devamını (bir roman gibi) uzun uzun okuma isteğine kapıldım. Yates severler ve öykü severler memnun kalacaktır kanımca.


Amerikalı yazarların kalemini bir türlü beğenemedim. okunabilir.


Richard Yates’ten içinde harika 11 öykü bulunan bir öykü kitabı. Mutlaka okunması gerekir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*

*

*